Bunun dışında hiç bir zaman başka bir şehirde hayat düşlemedim. Evlenirsem ailemin yanında olmayı, hele de çocuğum olursa onun en çok sevgi tadabileceği şekilde, büyüklerinin arasında büyümesini düşledim. Pek çok kişiye saçma gelebilir bu düşündüklerim, fazla duygusal olarak adlandırabilirler beni. Duygusal olduğumu kabul ediyorum ama "gerçekçi" bence bu duruma daha uygun bir tabir olur. Çünkü gidersem burayı, ailemi ne kadar özleyeceğimi, bebeğim olduğunda keşke ailemin yanında olsaydım diyeceğimi ve yalnızlığa alışmakta zorlanacağımı biliyorum. Ayrıca hayatın özlem çekmeye değmeyecek kadar kısa olduğunu düşünüyorum.
Gel gelelim, hayat karşıma eşimi çıkardı ve onun 4-5 senede bir şehir değiştirmesini gerektirecek bir işi var. Bu, düzenli hayatı seven ve evine çok düşkün olan ben için oldukça ürkütücü bir şey. Tam düzenimi kurup, alışmaya başlamışken düzenimi yeniden bozmak zorunda kalmak düşüncesi beni korkutuyor.
Bu aralar bu düşüncelerle boğuşuyorum. Evliliğimizin ilk zamanları kadar ürkütmüyor beni bu düşünce, alıştırmaya başlamışım kendimi sanırım. Ama yine de elimde olsa hep burada kalırım.
